Asmalı'nın Tarihçesi
Osmanlı, 1881 yılında kabul ettiği Zabıta-i Saydiye Nizamnamesi ile deniz canlıların korunması amacıyla balıkların topluca katledilmesine yol açan dinamit, torpil ve benzeri patlayıcı madde ile avlanmayı yasaklamıştı.
Trabzon Sürmene’de dinamit balıkçılığıyla geçimini sağlayan yöre halkı hem denetimlerin artmasıyla zorlaşan avlanma şartları hem de aynı döneme denk gelen 93 Rus Harbi (Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlık İmparatorluğu arasındaki savaş) sebebiyle bulundukları yerden göç etmek zorunda kalmışlardı.
Kalyonlarla Sürmene’den yola çıkan ailelerin bir kısmı bir süre Sinop’ta bir kısmı bir süre Bartın’da konaklayarak İstanbul Tuzla’ya kadar gelmişlerdi.

1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan mübadele sonucu Marmara Adası’nda yaşayan gayrimüslim halk adayı terk etmek zorunda kalmıştı. Adanın yüzde 96’sı, Asmalı’nın ise tamamı Yunanistan’a göç ederek adayı adeta ıssız bir ada konumuna getirmişti.
Tuzla’dan denize açılarak dinamit balıkçılığına devam eden Karadenizli denizci aileler Marmara Adası Asmalı Köyü önlerine kadar gelmişler. Burada boş evlerin olduğunu, balığın bolluğunu ve denetimin sıkı olmadığını fark eden balıkçılar buraya yerleşmeye kadar vermişler. Tuzla’daki ve Sürmene’deki yakınlarına haber göndererek Asmalı’ya gelmelerini sağlamışlar.
Bulgaristan’da yaşayan Türkler, ülke yöneticilerinin baskısıyla Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılmıştı. 1930’lu yıllarda başlayan balkan göçlerinde bir kısım aile Asmalı’da rumlardan boşalan yerlere yerleştirildi. Bu tarihten itibaren Bulgaristan Türkleri ile Karadenizliler bir arada yaşamaya başladı.

1950’li yıllarda yerel halk artık adayı benimsemişti. Uzun süreli kalma planları yaparak çocuk sahibi olmuş, evlerini büyütmüş, ticaretlerini geliştirmiş, rumlardan kalan zeytin ağaçlarını sahiplenmişti.
1960’lı yıllarda Asmalı İlkokulun öğrenci sayısı 100’e ulaşmıştı. Ticarethane olarak kahvehane ve bakkal ve sinema işletmeciliği yapılıyordu.
Adada doğan ilk çocuklar 1970’li yıllara gelindiğinde artık yetişkin olmuştu. Doğuştan gelen denizcilik tecrübeleriyle balıkçılık faaliyetlerinin yanı sıra deniz yolu ile nakliyecilik faaliyeti de gerçekleştirdiler. Ancak Asmalı’nın hızla artan nüfusu yeni insanlara yeteri kadar iş imkanı sunamamıştı ve Asmalı Köyü ilk göçünü bu yıllarda verdi. Adadan ayrılanlar, büyüklerinin geldiği İstanbul’a gitti. Gidenlerin büyük bir çoğunluğu Deniz Yollarında gemicilik veya kaptanlık yaptılar.

1990’lı yıllara gelindiğinde büyüklerini Asmalı’da bırakarak İstanbul’da yeni bir yaşam kuranlar için Asmalı bir memleket olmuştu. Hızla göç veren Asmalı’da öğrenci yetersizliğinden dolayı ilkokul 1995 yılında kapandı. Son öğrenciler aileleriyle birlikte eğitimlerine devam etmek için İstanbul veya Bandırma’ya yerleşti. Adada doğup büyüyenler artık ada hasreti çekiyordu.
2001 yılında İstanbul’da yaşayan Asmalılar bu hasrete bir nebze de olsa son vermek, özlemlerini dostlarıyla gidermek için Marmara Adası Asmalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği kurdular.
Asmalılar, ata toprağı olan Sürmene’ye hiç gitmedikleri halde doğup büyüdükleri ada üzerinde farklı toplumlarla neredeyse hiç iletişime girmedikleri için Karadeniz kültürünü hala devam ettirirler. Karadeniz şivesiyle konuşur, Karadeniz yemekleri yaparlar.
